Tekno Liman

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Sağlık
  4. »
  5. Dijital Yorgunluk: Modern Hayatın Sessiz Salgınına Karşı Çözümler

Dijital Yorgunluk: Modern Hayatın Sessiz Salgınına Karşı Çözümler

Tekno Liman Tekno Liman -
38 0
dijital yorgunluk - Dijital Yorgunluk: Modern Hayatın Sessiz Salgınına Karşı Çözümler

Teknoliman.com.tr olarak, günümüzün en yaygın sorunlarından biri haline gelen ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen dijital yorgunluk üzerine derinlemesine bir inceleme sunuyoruz. Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sürekli hissedilen yorgunluğun aslında bir teşhis değil, modern dünyanın dayattığı yoğun tempo ve dijital uyaranların bir sonucu olduğunu belirtiyor. Bu durumun artık bir toplum meselesi haline geldiğini vurgulayan Yaşar, özellikle sosyal medyayı yoğun kullanan bireylerde görülen ‘dijital tükenmişlik’ sendromuna dikkat çekiyor.

Dijital Yorgunluk: Çağın Yeni Gerçeği

Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Müge Yaşar, günümüz insanının sıkça dile getirdiği ‘çok yorgunum’ serzenişinin altında yatan nedenleri açıklıyor. Dr. Yaşar’a göre, sürekli yorgunluk hali, depresyon, kaygı bozuklukları, uyku düzensizlikleri ve iş yaşamının getirdiği baskılar gibi pek çok faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıkıyor. Pandemi sonrası dönemin etkisi ve dijital dünyanın getirdiği yoğun uyaranlar, bu durumu daha da tetikliyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından bir hastalık olarak değil, işle ilgili bir stres yanıtı olarak tanımlanan tükenmişlik sendromu (burn-out), enerji kaybı, işten uzaklaşma ve verimlilikte düşüş gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Bu tablo, modern yaşamın insan biyolojisinin kaldırabileceğinden daha hızlı bir tempoda ilerlediğini net bir şekilde ortaya koyuyor.

Dijital Dünyanın Yorucu Etkisi

Teknolojinin gelişimiyle birlikte bireylerin sürekli olarak bildirimler, mesajlar, sosyal medyadaki kusursuz hayatlar ve ‘geride kalıyorum’ hissi gibi sayısız uyarana maruz kaldığını belirten Dr. Yaşar, bu durumun ruh sağlığında ‘dijital tükenmişlik’ veya ‘sosyal medya yorgunluğu’ olarak adlandırılan yeni bir tabloya yol açtığını ifade ediyor. Yoğun iş temposu, şehir hayatı ve dijital uyaranlara maruz kalmak, beynin sürekli yüksek alarmda kalmasına neden oluyor. Bu da kronik strese yol açarak vücudun sempatik sinir sistemini sürekli aktif tutuyor ve bedeni ‘savaş ya da kaç’ modunda bırakıyor. Bu durumun ‘allostatik yük’ olarak adlandırılan, vücudun kronik strese uyum sağlama çabası sırasında yıpranmasıyla açıklandığını belirten Yaşar, kronik stresin hem fiziksel hem de zihinsel yorgunluğa zemin hazırladığını ekliyor. Yapılan araştırmalar, sosyal medyayı yoğun kullanan kişilerde kaygı, depresyon ve dikkat eksikliği gibi sorunların yanı sıra dijital yorgunluk belirtilerinin de arttığını gösteriyor. ‘Fear of Missing Out (FoMO)’ yani bir şeyleri kaçırma korkusu da bu tabloyu besleyen önemli etkenlerden biri olarak öne çıkıyor.

Yavaşlamak ve Dijital Detoks: Çözüm Yolları

Dr. Müge Yaşar, sürekli yorgunluğun aslında bedenin ve zihnin bir alarm sistemi olduğunu belirterek, çözümün yaşam ritmini yeniden ayarlamakta yattığını vurguluyor. Özellikle pandemi sonrası artan ekran süresinin, uyku bozuklukları, hareketsizlik, anksiyete ve özgüven sorunlarıyla ilişkili olduğunu dile getiren Yaşar, ‘dijital hijyen’ ve ‘dijital detoks’ önerilerinin önemine dikkat çekiyor. Dijital detoks, zaman yönetimi ve net sınırlar belirlemek, yorgunluk ve tükenmişlik hissini azaltmada bilimsel olarak kanıtlanmış etkili yöntemler arasında yer alıyor. Başkalarının taleplerine veya iş yüküne ‘hayır’ diyebilme becerisi, kişisel zamanı ve enerjiyi koruyarak tükenmişlikten korunmada kritik bir rol oynuyor. Ayrıca, yatmadan bir saat önce ekranlardan uzak durmak, melatonin salgılanmasına yardımcı olarak uyku kalitesini artırıyor. Belirlenen saatlerde bildirimleri kapatmak, sürekli tetikte olma halini azaltıyor. Zaman yönetimi ise sadece görev listelemekle sınırlı kalmayıp, enerjinin yüksek olduğu saatlerde zorlayıcı bilişsel görevleri yapmak, bilişsel tükenmeyi önlemeye yardımcı oluyor.

Anı Yaşamak ve Kendine Şefkat

Yorgunluk ve tükenmişlik haliyle mücadelede farkındalık (mindfulness) ve nefes egzersizlerinin önemini vurgulayan Dr. Yaşar, anı yaşamaya odaklanmanın zihnin geçmiş kaygıları veya gelecek endişeleri arasında dolaşmasını azalttığını belirtiyor. Düzenli diyafram nefesi egzersizlerinin, dinlenmeden sorumlu parasempatik sinir sistemini aktive ederek denge sağladığını ekliyor. Enerjiyi tüketen değil, anlam ve amaç katan aktivitelere zaman ayırmak, aile ve arkadaşlarla vakit geçirmek, yalnızlık ve tükenmişlik riskini azaltan en güçlü faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Son olarak, kendine karşı nazik olmak, hatalar karşısında kendini yargılamak yerine destek olmak, mükemmeliyetçilikle mücadelede en etkili araç olarak gösteriliyor. Teknoliman.com.tr olarak, bu değerli bilgileri sizlerle paylaşarak, daha sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürmenize katkıda bulunmayı amaçlıyoruz.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir